İstifhâm edatları
أدوات الاستفهامArapça nahiv geleneğinde istifhâm (الاستفهام), konuşucunun daha önce bilmediği bir şeyi öğrenmek ya da muhatabından onay istemek amacıyla başvurduğu bir inşâ üslûbudur. Bu amacı gerçekleştiren edatlara edâtü'l-istifhâm (أداة الاستفهام) denir; bunların bir kısmı harf, bir kısmı isimdir. Kur'ân-ı Kerîm'de bu edatlar gerçek soru anlamının yanı sıra inkâr (nefiy), taaccüb, tevbîh ve teşvîk gibi mecazî anlamlarda da yaygın biçimde kullanılır.
Türleri ve Kuralları
- Hemze (أ) — harf: En temel istifhâm edatıdır; cümlenin başına getirilir ve her türlü unsurdan önce kullanılabilir. Genellikle tasdîk (onay bekleme) ve tasavvur (kavramı sorgulama) işlevlerini üstlenir. Hiçbir zaman mahallen merfû', mansûb veya mecrûr olmaz; sadece inşâ edatı olarak mahall-i i'râbtan yoksundur.
- Hel (هَلْ) — harf: Yalnızca tasdîk için kullanılır; yanına "أَمْ" getirilmez. Olumsuz fiil ya da cümleden önce gelmez.
- Mâ (مَا) — isim: Akılsız varlıklar ve sıfatlar için sorulur; i'râbı cümledeki konumuna göre belirlenir (mübtedâ, mef'ûl vb.).
- Men (مَنْ) — isim: Akıllı varlıklar için kullanılır; i'râbı cümledeki konumuna göre belirlenir.
- Keyfe (كَيْفَ) — isim: Hal sorar; cümlede genellikle hâl konumunda olup mansûb sayılır.
- Kem (كَمْ) — isim: Sayı sorar; istifhâm keminden sonra gelen isim tekil ve mansûbdur.
- Eyne (أَيْنَ) — isim: Mekân sorar; zarfiyye konumunda mebnî olup mahallen mansûbdur.
- Metâ (مَتَى) — isim: Zaman sorar; zarfiyye konumunda mebnî, mahallen mansûbdur.
- Eyyü (أَيٌّ) — isim: Hem akıllı hem akılsız varlıklar için kullanılabilir; muzâf olarak gelir ve i'râbı cümledeki konumuna göre değişir.
- Ennâ (أَنَّى) — isim: Mekân veya hal sorar; "كيف" ve "من أين" anlamlarını birden taşıyabilir.
Kur'an'dan Örnekler
أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ — (ez-Zümer 39:36) — "Allah, kuluna yetmez mi?" İ'râb: أ istifhâm harfi (inkâr ve tasdîk ifade eder); لَيْسَ nâkıs fiil; اللَّهُ leyset'in ismi (merfû'); بِكَافٍ câr-mecrûr, leyset'in haberi mahallen mansûb; عَبْدَهُ كافٍ'nin mef'ûlü (mansûb).
هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنسَانِ حِينٌ مِّنَ الدَّهْرِ — (el-İnsân 76:1) — "İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir zaman dilimi geçmedi mi?" İ'râb: هَلْ istifhâm harfi; أَتَى mâzî fiil; عَلَى الْإِنسَانِ câr-mecrûr (fiile müteallık); حِينٌ fâil (merfû'); مِّنَ الدَّهْرِ câr-mecrûr, حِينٌ'den sıfat mahallinde.
فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ — (et-Tekvîr 81:26) — "O hâlde nereye gidiyorsunuz?" İ'râb: فَ atıf/tefrî harfi; أَيْنَ istifhâm ismi, mekân zarfı olarak mebnî, mahallen mansûb, تَذْهَبُونَ'a müteallik; تَذْهَبُونَ muzâri fiil, vâv fâil (merfû').
وَمَا تِلْكَ بِيَمِينِكَ يَا مُوسَى — (Tâhâ 20:17) — "Sağ elindeki nedir, ey Mûsâ?" İ'râb: مَا istifhâm ismi, mübtedâ (mahallen merfû'); تِلْكَ haber (merfû'); بِيَمِينِكَ câr-mecrûr, تِلْكَ'den hâl ya da ona müteallik; يَا مُوسَى nidâ terkibi, münâdâ mansûb (maksûr olduğu için sonu görünmez).
Notlar
- İstifhâm edatları gerçek soru (hakîkî istifhâm) dışında inkâr (إنكار), taaccüb (تعجب), tevbîh (توبيخ), emir (أمر) ve temenni (تمنٍّ) gibi mecazî anlamlarda da kullanılır; bu kullanımlara istifhâm-ı mecâzî denir.
- İsim niteliğindeki istifhâm edatları (مَا، مَنْ، أَيٌّ vb.) cümledeki sözdizimsel konumlarına göre i'râb alır; harf niteliğindekiler (أ، هَلْ) ise mahallen de i'râbsızdır.
- el-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta istifhâm edatlarını "mâ hüve harfun" ve "mâ hüve ismun" şeklinde iki ana gruba ayırarak her birinin kullanım şartlarını ayrıntılı biçimde ele alır.