İ'râb türleri ve alâmetleri
أنواع الإعراب وعلاماتهİ'râb (الإعراب), bir kelimenin cümledeki konumuna bağlı olarak sonunun aldığı değişimdir. Klasik gramerciler bu değişimi dört türe ayırır: ref', nasb, cerr ve cezm. Her türün asıl (kıyâsî) alâmeti ve bu alâmetin yerini tutan nâib (fer'î) alâmetleri vardır.
Türleri ve Alâmetleri
- Ref' (الرَّفْع): Asıl alâmeti dammedir. Mübtedâ, haber, fâil, nâib-i fâil ve fiil-i muzârinin câzim almadığı hâlde bulunur. Sağlıklı çoğullarda vav (و), ikillerde elif-nûn (ان) fer'î alâmet olarak gelir.
- Nasb (النَّصْب): Asıl alâmeti fethadır. Mef'ûller, hâl, temyiz ve çeşitli zarf yapıları nasb alır. Câzim-amillerin etki ettiği muzâri fiil de mansûb olur. Sağlıklı çoğullarda ye (ي), ikillerde ye-nûn (ين) fer'î alâmettir; gayr-i munsarif kelimelerde fetha aynı zamanda cer alâmetinin de yerini tutar.
- Cer (الجَرّ): Asıl alâmeti kesradır; yalnızca isimler (ve isim hükmündeki yapılar) cer alır. Harf-i cerden, muzâf-ileyh konumundan ya da sıfat uyumundan kaynaklanır. Gayr-i munsarif isimlerde kesranın yerine fetha geçer.
- Cezm (الجَزْم): Asıl alâmeti sükûndur; yalnızca muzâri fiilde bulunur. Sahih sonlu fiillerde sükûn, illetli fiillerde illetin harfinin hazfedilmesi cezm alâmeti sayılır.
Kur'an'dan Örnekler
وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ — Bakara 2:218 — "Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir." İ'râb: اللَّهُ mübtedâ, merfû, alâmeti damme; غَفُورٌ haber, merfû, alâmeti damme; رَّحِيمٌ ikinci haber (veya غَفُورٌ'a sıfat), merfû, alâmeti damme.
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ — Fâtiha 1:5 — "Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz." İ'râb: إِيَّاكَ mef'ûlün bih, öne alınmış (takdîm edilmiş), mansûb, alâmeti fetha; نَعْبُدُ fiil-i muzâri, merfû, alâmeti damme (herhangi bir câzim veya nâsib almamış).
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ — Fâtiha 1:1 — "Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla." İ'râb: بِ harf-i cer; اسْمِ mecrûr, alâmeti kesra; اللَّهِ muzâf-ileyh, mecrûr, alâmeti kesra; الرَّحْمَٰنِ ve الرَّحِيمِ اللَّهِ'e sıfat, mecrûr, alâmetleri kesra.
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ — İhlâs 112:3 — "Doğurmadı ve doğurulmadı." İ'râb: لَمْ câzim harf; يَلِدْ fiil-i muzâri, meczûm, alâmeti sükûn; يُولَدْ fiil-i muzâri nâib-i fâil ile (meçhul çekim), meczûm, alâmeti sükûn.
Notlar
- İ'râb lafzî (söylenip yazılan) veya taqdîrî (mahallinde takdir edilen) olabilir: kasre ve tefhîme uğrayan maksorlar ile mukassır isimler (الفَتَى gibi) taqdîrî i'râb alır.
- Mebni kelimeler (zamirler, şart edatları, bazı zarflar vb.) i'râb almaz; bunların cümledeki konumu yalnızca mahall i'râbı olarak ifade edilir.
- Klasik kaynaklarda İbn Mâlik, Elfiyye'sinde ref' ve cezmin "hafiflik alâmeti" (damme / sükûn), nasb ve cerrin ise "ağırlık alâmeti" (fetha / kesra) taşıdığını kural olarak ortaya koyar; el-Galâyînî bu taksimi Câmiu'd-Dürûs'ta ayrıntılı tablolarla açıklar.