Memnû' mine's-sarf
الممنوع من الصَّرفMemnû' mine's-sarf (الممنوع من الصَّرف), yani gayr-ı munsarif, iki illet (sebep) bir arada bulunduğunda tenvinden ve kesreden men edilen; ref' hâlinde damme, nasb ve cer hâlinde fetha alan isimlerdir. Harfi tarif (el-) aldığında veya muzâf konumuna girdiğinde bu men ortadan kalkar ve kesra ile tenvîn yeniden kabul edilir.
Türleri / Kuralları
- Müennes-i alem: Kadın adları gibi müennes anlam taşıyan veya müennes alâmeti olan özel isimler. Örnek: فَاطِمَةُ، مَكَّةُ، حَمْزَةُ
- Ecemî (yabancı kökenli) alem: Arapçaya girmiş yabancı asıllı özel isimler. Örnek: إِبْرَاهِيمُ، إِسْمَاعِيلُ، يَعْقُوبُ
- Mürekkep alem: İki kelimeden oluşan bileşik özel isimler. Örnek: بَعْلَبَكُّ، حَضْرَمَوْتُ
- Vezn-i fi'l taşıyan alem: Fiil veznine denk düşen özel isimler. Örnek: أَحْمَدُ، يَزِيدُ
- Aded sıfatı üstüne gelen alem (aynı zamanda cem'): Müntehi'l-cümû' (kırık çoğul) kalıpları: مَفَاعِلُ، مَفَاعِيلُ، فَوَاعِلُ gibi elif-i mümâle barındıran kırık çoğullar. Örnek: مَسَاجِدُ، أَنَاسِيُّ
- Sıfat-ı müşebbehe vezni taşıyan sıfatlar: أَفْعَلُ veznindeki renk-kusur sıfatları ile فَعْلَانُ veznindeki sıfatlar. Örnek: أَحْمَرُ، عَطْشَانُ
- Elif ve nun ile biten sıfatlar: فَعْلَانُ vezninde olup müennesi فَعْلَى olan sıfatlar. Örnek: سَكْرَانُ، غَضْبَانُ
- Elif-i memdûde veya maksûre ile biten isimler: İsim veya sıfat olsun, sonunda zâid (fazladan) elif bulunan kelimeler. Örnek: صَحْرَاءُ، بُشْرَى
Kur'ân'dan Örnekler
وَإِذِ ابْتَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ رَبُّهُ (el-Bakara 2:124) — "Rabbi İbrâhim'i birtakım kelimelerle sınadığında…" İ'râb: إِبْرَاهِيمَ mef'ûlun bih olduğu hâlde cemi harfi ile değil, fetha ile mansûbdur; zira ecemî kökenli bir alemdir (gayr-ı munsarif). Tenvîn almaz, cer hâlinde de fetha taşır.
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِ لَيْلًا مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى (el-İsrâ 17:1) — "Kulunu geceleyin Mescid-i Harâm'dan… Mescid-i Aksâ'ya yürüten Allah münezzehtir." İ'râb: الْأَقْصَى, أَفْعَلُ vezninde bir sıfat olup gayr-ı munsariftir; ancak burada el- takısı aldığı için kesra ile mecrûr olmuştur — tarif, men'i ortadan kaldırır.
وَعَدَ اللَّهُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ (et-Tevbe 9:72) — "Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vaat etmiştir." İ'râb: جَنَّاتٍ burada munsarif olup tenvîn almıştır; bu, müntehi'l-cümû' kalıbına girmeyen düzenli çoğul olduğu içindir. Karşılaştırma için: مَسَاجِدَ gibi مَفَاعِلُ kalıbındaki kırık çoğullar tenvînsiz ve fethalı cer alır.
إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا (Âl-i İmrân 3:96) — "İnsanlar için kurulan ilk ev, elbette Bekke'dekidir; mübarektir." İ'râb: بَكَّةَ, müennes şehir ismi olması sebebiyle gayr-ı munsariftir; بِ harf-i ceriyle mecrûr olduğu hâlde kesra değil fetha almıştır.
Notlar
- Gayr-ı munsarif bir isim el- takısı alırsa veya muzâf olursa tenvîn ve kesraya kavuşur: مررتُ بالمساجدِ / مررتُ بمساجدِ المدينةِ.
- İki illetin bir arada bulunması şartı esastır; tek illet men için yeterli değildir. Bu illetler ya iki sarf illeti ya da bir sarf + bir anlam illeti şeklinde olur.
- Konu, el-Galâyînî'nin Câmiu'd-Dürûs adlı eserinde "el-esmâü'l-memdûde ve'l-mansûba" başlıkları altında ve İbn Mâlik'in Elfiyye'sinde "Bâbu mâ lâ yensarif" kısmında ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.